|
Büyük Buluşma vicdan aynam Büyük Buluşma STV’nin beğeniyle izlenen yapımlarından. Dizinin ana karakteri Amil’i canlandıran Yusuf Sezgin, diziden seyirciler kadar etkilendiğini söylüyor.
Hayatın akışı içinde hiç kimsenin aklına getirmediği bir mekân: Ferah
Kapısı ve beyazlara bürünmüş ebedî sakini Amil. Samanyolu
televizyonunun üç dönemdir seyircinin karşısına çıkardığı ‘Büyük
Buluşma’ isimli dizinin ana unsurları. İyi-kötü, güzel-çirkin,
doğru-yanlış kavramları etrafında hayatın anbean muhasebesini irdeleyen
yapım, son zamanlarda her kesimden izleyicinin ilgisini çekiyor.
Milyonların “Öte âlemlere hazır mısınız?” sorusuyla yüz yüze gelmesini
sağlayan dizide emektar oyuncu Yusuf Sezgin, vicdan aynası Amil’i
canlandırıyor. Uzun meslek hayatında toplumun ahlâk yapısına, örfüne,
âdet ve geleneklerine aykırı rollerde yer almamaya özen gösteren
Sezgin’le Büyük Buluşma’dan oyunculuk kariyerine uzanan hikâyesini
konuştuk. -Büyük Buluşma’daki serüveniniz nasıl başladı?
İlk sene başka bir oyuncu arkadaşımızın canlandırdığı Amil karakteri,
ikinci yayın döneminde bana teklif edildi. Daha önce Hz. Yusuf, Yahya
Peygamber, Veysel Karanî ve Dursun Fakı gibi manevi içeriğe sahip
yapımlarda yer almıştım. Amil aslında bu çizginin devamıydı. Çalışma
şartları bana uygundu; çünkü geçmiş yıllarda yine STV’de yayınlanan
Yusuf Yüzlü isimli dizi vesilesiyle yöneticilerle muhabbetimiz vardı.
Gördüm ki şartlar kabul etmemi engelleyecek gibi değil, işte o tarihten
bu yana beraberiz. AZERBAYCAN’DAKİ POLİSLER BİLE ETKİLENMİŞ
-Dinî öğeler taşıyan yapımlar hakkında ortaya atılan, ‘insanları yanlış
yönlendiriyor’ eleştirilerine muhatap olmaktan çekinmediniz mi, rolü
kabul ederken? Bir kere Büyük Buluşma, benzeri denilebilecek
yapımlardan çok farklı. Toplumun genel kabulüne mazhar olmuş,
dürüstlük, kul hakkını gözetme, kuşaklar arası ilişkileri seviyeli
yürütme gibi konuları işliyor. Örfümüzü, âdetimizi insanlara
hatırlatıyor bir bakıma. Dizinin yayınlandığı yerlerde böyle etki
yaptığına dair bilgiler geliyor. Mesela, STV’ye gelen mesajlardan biri
Azerbaycan’daki polislerle ilgili. Anlatıldığına göre eski Sovyet
cumhuriyetlerinde yaygın rüşvet, Azerî polisler arasında da devam
ediyormuş. Ancak Büyük Buluşma’yı izleyen onlarca memur bu huyundan
vazgeçmiş. Artık eskisi gibi rahatlıkla haksız para talep
etmiyorlarmış. Bu bilgileri gönderen arkadaş bizzat polislerin ağzından
bunu dinlediğini eklemeyi ihmal etmemiş. -İnsanlar üzerinde bu kadar etkiye sahip dizi ve Amil karakteri sizin için ne ifade ediyor?
Oyuncu konsantre olduğu zaman rolünü hisseder. Onunla bütünleşir. Benim
için bir vicdan aynası bu dizi ve karakter. Daha kuliste hazırlanırken
heyecanı sarıyor. Rol icabı bıraktığım sakalın iki saat süren boyanma
işlemi, karaktere ruhanî bir boyut kazandıran beyaz giysiler hepsi
sanki Amil’e değil bana hazırlanıyor. Sonra çekimler esnasında
hissettiklerimin tarifi ise imkânsız. Hepsi bir bütünlük içinde
gelişiyor ve sadece o ana mahsus şeyler.
-Bazı oyuncular, rollerinin sette başlayıp bittiğini, ortaya çıkan
ürünü görme gereği duymadıklarını söylüyor. Sizin için durum böyle mi?
Aksine işime çok değer verdiğimden her şeyin eksiksiz olmasını
istiyorum. Pazar ve pazartesi çekimler bitiyor ama diziyle ilgili
muhasebe gelecek haftaya kadar beklemiyor. Eksiklerimi görmek, dikkat
etmem gereken yönleri tespit etmek için Büyük Buluşma’nın hem perşembe
günk ü ana hem de pazar yayınlanan tekrar bölümlerini izliyorum.
Çekimlerde bir oyuncu olarak tesiri altına alan olaylar, bu sefer
seyirci gözüyle beni tesiri altına alıyor. DİZİYİ İZLEYEN JAPON KADIN MÜSLÜMAN OLDU -Seyircilerden gelen geri dönüşümler sizi motive ediyor mu?
Tabii ki. Japonya’da yaşayan ve oradan evlenen bir vatandaşımızdan
gelen mesaj var mesela. Diziyi izledikten sonra Japon eşi Müslüman
olmuş. Kanala bu konuyla ilgili faks çekmiş. STV yöneticilerinin bana
da verdiği o nüshayı hâlâ saklıyorum. Bunlar güzel şeyler, ortaya
koyduğunuz ürünün kabullenilmesi sizin şevkinizi artırıyor. -Mesleğini hayatının ayrılmaz bir parçası olarak gören Yusuf Sezgin, oynadığı rollerin etkisini özel hayatında hissediyor mu?
Hayatımın her evresinde bazı duygulara ve değerlere dikkat ederek
yaşadım ve bu istikamette gitmeye niyetliyim. Tabii bizim de
hatalarımız, “Şunu yapmasaydım.” dediğimiz anlarımız olmuştur. Ancak
yine de belirli bir çizginin dışına çıkmamaya özen gösteriyorum. Merhum
Yıldırım Önal’ın bir sözü vardı, “Ben aktar değil aktörüm, her rolü
oynarım.” diye… Bu genel bir tespit. Fakat Türk toplumu meseleye oyuncu
ve rol olarak bakmıyor. Oynadığınız rol üstünüze elbise gibi oturuyor.
Artık insanların gözünde siz Yusuf Sezgin değil, Hz. Yusuf’un
davranışlarını sergileme konumunda, Dursun Fakı statüsünde biri olarak
çıkıyorsunuz. Şimdilerde Amil diye tanıyorlar sizi. İşte tüm bunları
göz önüne alarak davranmanız gerekiyor. Yusuf Sezgin iyi adamdır,
ölçülüdür, düzenlidir; genel kanaat böyle olunca toplumdaki birçok
kişiye göre daha temkinli ve dikkatli yaşıyorsunuz.
-Bu kadar seçicilik ve ince düşünce arasında oynamaktan pişmanlık
duyulan rol olmasa gerek. Peki, mutlaka yer almayı düşündüğünüz yapım
ya da üslenmek istediğiniz rol var mı? Yaptığım filmlerden
ve dizilerden çok keyif aldım. Ama şunu söyleyeyim mutlaka oynamak
istiyorum dediğim bir rolle ilgili olarak içimde bir ukde kalmadı.
Şimdiye kadar çok geniş bir yelpazede değişik karakterleri
canlandırdım. Sinemada Hz. Yusuf, Yahya Peygamber, Veysel Karanî,
televizyon dizisi anlamında Küçük Ağa’da Yüzbaşı Tahsin, Kuruluş’ta
Dursun Fakı, Hacı Arif Bey’de Zekai Dede bunların başlıcası. Daha
öncede ifade ettiğim gibi örfümüze ve âdetlerimize aykırı olmayan
eserleri tercih ettim. Mesela, 1980’lerin ilk yıllarında televizyon
karşısında gittikçe eski gücünü yitiren sinemayı kurtarmak için
cinselliğin üst perdeden kullanıldığı filmler çare olarak sunuldu.
Oyunculara yüksek ücretler verildi, bu tür filmlerde oynamaları için.
Kabul eden birçok arkadaşımız oldu. Bana aynı yüksek ücret
teklifleriyle gelindi ama reddettim. Aracılarla kabul ettirilmeye
çalışıldı yine direndim ve üç buçuk yıl film çekmedim. Zaten bu tür
yapımlar sinemaya yarardan çok zarar getirdi ve seyirciyi kaçırdı,
salonlardan. YENİ NESİL OYUNCULUĞU MESLEK OLARAK GÖRMÜYORLAR -Sizin gibi düşünen oyuncular için alternatif yok muydu?
Aslında o yıllarda TRT’de yayınlanan dizilere bakarsanız Yeşilcam
kuşağını görürsünüz. Bir dizide başrolden en ufağına kadar hep bilinen
isimler vardı ki Sadri Alışık, Hulusi Kentmen bunların sadece ikisi.
İşte söz konusu yapımlar alternatif oldu. Şimdiki dizilerde en çok
ilgiyi eski oyuncular görüyor. Bu insanlar yıllarını sinemaya vermiş
kişiler zaten. Tamer Karadağlı bir röportajında şöyle demişti: “Biz
uzun soluklu star değiliz. Ancak dizi yayınlandığı müddetçe. Asıl star
sinema oyuncuları.” -Son dönemin oyuncularına yönelik eleştirileriniz de var demek ki…
Biz işin mutfağından yetişmeyiz, alaylıyız yani… Şimdikilerin çoğu
okullu. Ama ya bu işe bizim baktığımız gibi sıcak bakmıyorlar ya da
meslek diye kabul etmiyor, zaman ayırmıyorlar. Bakıyorsun iyi tipler,
genç arkadaşlar geliyor ve 2-3 yıl sonra kayboluyor. Bu durumdan ortaya
böyle bir şey çıkıyor. Yine de Türk sinemasında teknik anlamda, görüntü
kalitesinde aşama var. Seyircinin talebi fark ediliyor. Allah sağlık ve
ömür verirse bizler içinde olmaya devam edeceğiz. Tabii kabiliyetli
arkadaşlara da o muz vererek.
|