Büyük Buluşma-Samanyolu TV

24/11/2006 - Büyük Buluşma vicdan aynam-STV

Kategori: Soylesiler

Büyük Buluşma vicdan aynam

Büyük Buluşma STV’nin beğeniyle izlenen yapımlarından. Dizinin ana karakteri Amil’i canlandıran Yusuf Sezgin, diziden seyirciler kadar etkilendiğini söylüyor.
Hayatın akışı içinde hiç kimsenin aklına getirmediği bir mekân: Ferah Kapısı ve beyazlara bürünmüş ebedî sakini Amil. Samanyolu televizyonunun üç dönemdir seyircinin karşısına çıkardığı ‘Büyük Buluşma’ isimli dizinin ana unsurları. İyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış kavramları etrafında hayatın anbean muhasebesini irdeleyen yapım, son zamanlarda her kesimden izleyicinin ilgisini çekiyor. Milyonların “Öte âlemlere hazır mısınız?” sorusuyla yüz yüze gelmesini sağlayan dizide emektar oyuncu Yusuf Sezgin, vicdan aynası Amil’i canlandırıyor. Uzun meslek hayatında toplumun ahlâk yapısına, örfüne, âdet ve geleneklerine aykırı rollerde yer almamaya özen gösteren Sezgin’le Büyük Buluşma’dan oyunculuk kariyerine uzanan hikâyesini konuştuk.


-Büyük Buluşma’daki serüveniniz nasıl başladı?
İlk sene başka bir oyuncu arkadaşımızın canlandırdığı Amil karakteri, ikinci yayın döneminde bana teklif edildi. Daha önce Hz. Yusuf, Yahya Peygamber, Veysel Karanî ve Dursun Fakı gibi manevi içeriğe sahip yapımlarda yer almıştım. Amil aslında bu çizginin devamıydı. Çalışma şartları bana uygundu; çünkü geçmiş yıllarda yine STV’de yayınlanan Yusuf Yüzlü isimli dizi vesilesiyle yöneticilerle muhabbetimiz vardı. Gördüm ki şartlar kabul etmemi engelleyecek gibi değil, işte o tarihten bu yana beraberiz.

AZERBAYCAN’DAKİ POLİSLER BİLE ETKİLENMİŞ
-Dinî öğeler taşıyan yapımlar hakkında ortaya atılan, ‘insanları yanlış yönlendiriyor’ eleştirilerine muhatap olmaktan çekinmediniz mi, rolü kabul ederken?
Bir kere Büyük Buluşma, benzeri denilebilecek yapımlardan çok farklı. Toplumun genel kabulüne mazhar olmuş, dürüstlük, kul hakkını gözetme, kuşaklar arası ilişkileri seviyeli yürütme gibi konuları işliyor. Örfümüzü, âdetimizi insanlara hatırlatıyor bir bakıma. Dizinin yayınlandığı yerlerde böyle etki yaptığına dair bilgiler geliyor. Mesela, STV’ye gelen mesajlardan biri Azerbaycan’daki polislerle ilgili. Anlatıldığına göre eski Sovyet cumhuriyetlerinde yaygın rüşvet, Azerî polisler arasında da devam ediyormuş. Ancak Büyük Buluşma’yı izleyen onlarca memur bu huyundan vazgeçmiş. Artık eskisi gibi rahatlıkla haksız para talep etmiyorlarmış. Bu bilgileri gönderen arkadaş bizzat polislerin ağzından bunu dinlediğini eklemeyi ihmal etmemiş.

-İnsanlar üzerinde bu kadar etkiye sahip dizi ve Amil karakteri sizin için ne ifade ediyor?
Oyuncu konsantre olduğu zaman rolünü hisseder. Onunla bütünleşir. Benim için bir vicdan aynası bu dizi ve karakter. Daha kuliste hazırlanırken heyecanı sarıyor. Rol icabı bıraktığım sakalın iki saat süren boyanma işlemi, karaktere ruhanî bir boyut kazandıran beyaz giysiler hepsi sanki Amil’e değil bana hazırlanıyor. Sonra çekimler esnasında hissettiklerimin tarifi ise imkânsız. Hepsi bir bütünlük içinde gelişiyor ve sadece o ana mahsus şeyler.

-Bazı oyuncular, rollerinin sette başlayıp bittiğini, ortaya çıkan ürünü görme gereği duymadıklarını söylüyor. Sizin için durum böyle mi?
Aksine işime çok değer verdiğimden her şeyin eksiksiz olmasını istiyorum. Pazar ve pazartesi çekimler bitiyor ama diziyle ilgili muhasebe gelecek haftaya kadar beklemiyor. Eksiklerimi görmek, dikkat etmem gereken yönleri tespit etmek için Büyük Buluşma’nın hem perşembe günk ü ana hem de pazar yayınlanan tekrar bölümlerini izliyorum. Çekimlerde bir oyuncu olarak tesiri altına alan olaylar, bu sefer seyirci gözüyle beni tesiri altına alıyor.

DİZİYİ İZLEYEN JAPON KADIN MÜSLÜMAN OLDU
-Seyircilerden gelen geri dönüşümler sizi motive ediyor mu?
Tabii ki. Japonya’da yaşayan ve oradan evlenen bir vatandaşımızdan gelen mesaj var mesela. Diziyi izledikten sonra Japon eşi Müslüman olmuş. Kanala bu konuyla ilgili faks çekmiş. STV yöneticilerinin bana da verdiği o nüshayı hâlâ saklıyorum. Bunlar güzel şeyler, ortaya koyduğunuz ürünün kabullenilmesi sizin şevkinizi artırıyor.

-Mesleğini hayatının ayrılmaz bir parçası olarak gören Yusuf Sezgin, oynadığı rollerin etkisini özel hayatında hissediyor mu?
Hayatımın her evresinde bazı duygulara ve değerlere dikkat ederek yaşadım ve bu istikamette gitmeye niyetliyim. Tabii bizim de hatalarımız, “Şunu yapmasaydım.” dediğimiz anlarımız olmuştur. Ancak yine de belirli bir çizginin dışına çıkmamaya özen gösteriyorum. Merhum Yıldırım Önal’ın bir sözü vardı, “Ben aktar değil aktörüm, her rolü oynarım.” diye… Bu genel bir tespit. Fakat Türk toplumu meseleye oyuncu ve rol olarak bakmıyor. Oynadığınız rol üstünüze elbise gibi oturuyor. Artık insanların gözünde siz Yusuf Sezgin değil, Hz. Yusuf’un davranışlarını sergileme konumunda, Dursun Fakı statüsünde biri olarak çıkıyorsunuz. Şimdilerde Amil diye tanıyorlar sizi. İşte tüm bunları göz önüne alarak davranmanız gerekiyor. Yusuf Sezgin iyi adamdır, ölçülüdür, düzenlidir; genel kanaat böyle olunca toplumdaki birçok kişiye göre daha temkinli ve dikkatli yaşıyorsunuz.

-Bu kadar seçicilik ve ince düşünce arasında oynamaktan pişmanlık duyulan rol olmasa gerek. Peki, mutlaka yer almayı düşündüğünüz yapım ya da üslenmek istediğiniz rol var mı?
Yaptığım filmlerden ve dizilerden çok keyif aldım. Ama şunu söyleyeyim mutlaka oynamak istiyorum dediğim bir rolle ilgili olarak içimde bir ukde kalmadı. Şimdiye kadar çok geniş bir yelpazede değişik karakterleri canlandırdım. Sinemada Hz. Yusuf, Yahya Peygamber, Veysel Karanî, televizyon dizisi anlamında Küçük Ağa’da Yüzbaşı Tahsin, Kuruluş’ta Dursun Fakı, Hacı Arif Bey’de Zekai Dede bunların başlıcası. Daha öncede ifade ettiğim gibi örfümüze ve âdetlerimize aykırı olmayan eserleri tercih ettim. Mesela, 1980’lerin ilk yıllarında televizyon karşısında gittikçe eski gücünü yitiren sinemayı kurtarmak için cinselliğin üst perdeden kullanıldığı filmler çare olarak sunuldu. Oyunculara yüksek ücretler verildi, bu tür filmlerde oynamaları için. Kabul eden birçok arkadaşımız oldu. Bana aynı yüksek ücret teklifleriyle gelindi ama reddettim. Aracılarla kabul ettirilmeye çalışıldı yine direndim ve üç buçuk yıl film çekmedim. Zaten bu tür yapımlar sinemaya yarardan çok zarar getirdi ve seyirciyi kaçırdı, salonlardan.

YENİ NESİL OYUNCULUĞU MESLEK OLARAK GÖRMÜYORLAR
-Sizin gibi düşünen oyuncular için alternatif yok muydu?
Aslında o yıllarda TRT’de yayınlanan dizilere bakarsanız Yeşilcam kuşağını görürsünüz. Bir dizide başrolden en ufağına kadar hep bilinen isimler vardı ki Sadri Alışık, Hulusi Kentmen bunların sadece ikisi. İşte söz konusu yapımlar alternatif oldu. Şimdiki dizilerde en çok ilgiyi eski oyuncular görüyor. Bu insanlar yıllarını sinemaya vermiş kişiler zaten. Tamer Karadağlı bir röportajında şöyle demişti: “Biz uzun soluklu star değiliz. Ancak dizi yayınlandığı müddetçe. Asıl star sinema oyuncuları.”

-Son dönemin oyuncularına yönelik eleştirileriniz de var demek ki…
Biz işin mutfağından yetişmeyiz, alaylıyız yani… Şimdikilerin çoğu okullu. Ama ya bu işe bizim baktığımız gibi sıcak bakmıyorlar ya da meslek diye kabul etmiyor, zaman ayırmıyorlar. Bakıyorsun iyi tipler, genç arkadaşlar geliyor ve 2-3 yıl sonra kayboluyor. Bu durumdan ortaya böyle bir şey çıkıyor. Yine de Türk sinemasında teknik anlamda, görüntü kalitesinde aşama var. Seyircinin talebi fark ediliyor. Allah sağlık ve ömür verirse bizler içinde olmaya devam edeceğiz. Tabii kabiliyetli arkadaşlara da o
muz vererek.

Aksiyon Dergi'sinden Alıntıdır...
http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=25728

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->
Büyük Buluşma
AnaSayfa
Konu
Oyuncular
Söyleşiler
Büyük Buluşmayı İzleyin
Resimler

CCTOPLİST Blogcu Toplist www.sitemerkezi.net Sektör türkiye sektörler